Alternative content

Get Adobe Flash player

 Aşı ile İlgili Sorular ve Cevaplar
GRİP ve GRİP AŞISI

Özellikle sonbaharın gelip havaların soğumasıyla birlikte grip de geliyorum demeye başladı.”Grip tedavi edilirse bir haftada, edilmezse yedi günde geçer” sözü, griple ilgili halk arasında yaygın bilinen nadir doğrulardan. Oysa gerek hastalığın tedavisi gerekse gripten aşıyla korunmayla ilgili her grip sezonunun başında pek çok soru işareti kafaları kurcalıyor.İşte griple ilgili merak edilen ve sık sorulan sorular ve yanıtları.

Gribin tedavisi var mı?

Grip, bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda genellikle endişe edilecek tablolara neden olmaz hatta kendi kendine düzelebilir. Bağışıklık sistemi güçlü olan çoğu kişi için 5 - 7 gün yatak istirahatı ve bol sıvı alımı bile yeterlidir.Gribal enfeksiyonda yatak istirahatının yanı sıra, gerektiği durumlarda yakınmaları hafifletmeye yönelik tedaviler de uygulanır. Örneğin ateş düşürücü ilaçlar verilebilir, kas veya eklem ağrılarını gidermek amacıyla ağrı kesicilerden yararlanılabilir. Yeni çıkan bazı ilaçlar da ilk belirtilerin başlamasından sonraki 24-48 saat içinde alındığında, gribin daha kolay atlatılmasını sağlar.

Tedavi edilmediği takdirde hangi hastalıklara dönüşebilir?

Grip, dikkat edilmediği takdirde larenjit, farenjit, sinüzit ve orta kulak iltihabına dönüşebilir. Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda görülen orta kulak iltihaplarının yaklaşık 30-35′inin nedeni olabilir. Daha da önemlisi; zatürree, menenjit, beyin ve kas iltihabı gibi yaşamı tehdit eden veya ölümle sonuçlanan hastalıklar da oluşabilir.Gribin beyin zarında ve kalp zarında komplikasyonları olabilir. Kalp zarında gripten sonra ”perikardit” gelişebilir.


Grip tedavisinde antibiyotik neden kullanılmamalı?


Halk arasında antibiyotiklerin gribal enfeksiyon üzerinde etkili olduğu yönünde yanlış bir inanış var. Ancak antibiyotikler bakteriler üzerinde etkili oldukları için grip tedavisinde hiçbir yarar sağlamaz. Üstelik zararlı etkilere de sahip olabilir. Gelişigüzel kullanılan antibiyotikler zararlı mikropları vücudumuzdan atmakla görevli olan bakterileri yok edebilir. Bunun sonucunda virüsler vücudumuza kolaylıkla girerek çeşitli hastalıklara neden olabilir. Antibiyotiklere, ancak grip sonrası oluşan zatürree, sinüzit gibi komplikasyonlarda başvurulmalıdır.


Grip aşısının yan etkileri var mı?

Aşı sonrası nadiren hafif geçen nezle türü bir tablo oluşabilir. Aşı yapıldıktan sonra enjeksiyon bölgesinde nadiren; kızarıklık, şişlik, morarma, ateş, kırıklık, titreme, yorgunluk, baş ağrısı, terleme, kas ve eklem ağrıları gibi yan etkiler oluşabilir. Çok rahat tolere edilebilen bu yan etkiler de 1-2 gün içinde kendiliğinden geçer. Ancak bu yan etkilerin dışında başka bir şikâyet oluşursa doktora başvurulmalı.

Hamileler aşı olabilir mi?

Hamileliği grip sezonuna denk gelen anne adayının, influenza mevsimi olan ekim ile mart ayları arasına aşı olması gerekiyor. Hamilelerde grip çok ağır seyreder. Çünkü gebelik bağışıklık sisteminin baskılandığı bir dönem. O nedenle gebeler grip komplikasyonlarına da daha fazla açıktır. Hamilelerin zatürree, sinüzit gibi hastalıklara da yakalanma riski daha yüksektir.

AŞI NEDİR, NASIL ETKİ EDER?
 

Canlılarda hastalık nedeni olabilecek mikropların ya da parçacıklarının özel işlemlerden geçirilmesi sonucu,hastalık yapıcı etkileri yok edilmiş,ancak vücudun savunma sistemini uyaracak,nitelikleri korunmuş tıbbi ürünlere aşı denir.

Aşılar,vücutta savunma mekanizmasını uyararak,hastalık etkenini tanıyan ve bu etkenle karşılaşıldığında onu yakalayıp yok eden koruyucu maddelerin oluşmasını sağlar.Bu şekilde aşılanan kişi aşılandığı hastalıklara karşı bağışık yani dirençli olur.Oluşan direnç genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır.

Bağışık bireylerin oluşturduğu toplumlar,hastalıkların yayılmasına karşı direnç gösterirler.Bu yolla henüz aşılanmamış,aşılanmaya engel oluşturan bir hastalığı olanlar da korunmuş olur.
 
KIZAMIK NEDİR?
 
Kızamık, kış sonu ve ilkbahar döneminde görülen,ateş ve döküntü ile seyreden,bulaşıcı bir hastalıktır.Kızamığın başlangıcında birkaç gün süren bir ateş döneminden sonra öksürük,burun akıntısı ve gözlerde kızarıklık belirtileri gelişir.Döküntü yüzde ve boyunda başlar, sonra aşağıya doğru gövdeye,kollara, bacaklara ve ayaklara yayılır.Beş gün kadar süren döküntü,yayıldığı sırayla kaybolur.
 

KIZAMIĞA NASIL YAKALANILIR?
 
Kızamık çok bulaşıcıdır.Kızamıklı kişi,döküntüsü başlamadan 4 gün önce ve başladıktan 4 gün sonraki dönem arasında hastalığı başkalarına bulaştırabilir.Kızamık virüsü burun ve boğaz içindeki salgılarda bulunur.Kişi hapşırdığı ya da öksürdüğü zaman mikroplar damlacık ile etrafa yayılır.Havada veya bulaştığı zeminde 2 saat süre ile canlı kalıp başkalarına bulaşabilir.
 
KIZAMIK ÖNEMLİ BİR HASTALIK MIDIR?
 

Evet.Kızamık,hastalığı geçiren kişiyi okula veya işe gitmekten alıkoyacak derecede ateş ve halsizliğe neden olur. Bunun ötesinde,özellikle neden olduğu yan etkilerden dolayı tehlikeli bir hastalıktır.Her hastalanan kişiden 6-20’si orta kulak iltihabı, ishal ve hatta zatürree geçirir.Bin kızamıklıdan biri beyin iltihabı geçirir.

Ayrıca SSPE olarak bilinen Subakut sklerozan panensefalit de, kızamık hastalığından yıllar sonra ortaya çıkan merkezi sinir sistemini tutan, nadir,ancak ağır bir hastalıktır.SSPE’ye ait belirtiler genellikle kızamık hastalığının geçirilmesinden 2–10 yıl sonra ortaya çıkmakla birlikte en erken 4 aylık ve en geç 52 yaşında vakalar bildirilmiştir.Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre her 100 kızamık vakasından en az 1’inin öldüğü tahmin edilmektedir.
 
NEDEN AŞI GEREKLİDİR?
 
Kızamık hastalığından ve buna bağlı olarak ortaya çıkan diğer hastalıklardan korunmanın tek yolu aşıdır. Kızamık aşısı kızamığa karşı son derece etkin ve güvenli bir aşıdır.Ülkemizde 1970’lerden bu yana kullanılmaktadır.Ancak istenilen düzeyde aşılama oranlarına ulaşılamadığı için kızamık hastalığı ve ölümleri yaygın olarak görülmeye devam etmektedir.
 
EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDADIR?
 

9–11 aylık bebekler;Anneden geçen koruyucu maddeler tükenmiştir.Hastalık bir yaşından küçük bebeklerde ağır seyreder.

Toplu halde yaşanılan yerlerdeki bebekler,çocuklar;Kreş, anaokulu,okul,kalabalık ailelerin çocukları.Hastalık çok bulaşıcıdır aşısızlara kolaylıkla bulaşır.

Yaşına uygun tartıda olmayan bebek ve çocuklar; Kolayca hastalanabilirler ve seyir ağırdır.
 
KIZAMIK AŞISI NASIL UYGULANIR?
 

Aşılama koldan enjeksiyonla uygulanır.Ülkemizdeki programa göre 9 ayını doldurmuşlara ilk doz ve İlköğretim 1. sınıfta kızamık aşısının 2. dozu yaptırılmalıdır.Dokuz aylıklara uygulanan ilk dozun koruyuculuğu % 80-85’tir. İlköğretim birinci sınıfta ikinci dozu alma şansını yakalayanlar için koruyuculuk % 95’tir.
 
TÜRKİYE’DE KIZAMIK BİR SORUN MUDUR?
 
Ülkemizde her yıl binlerce kızamık vakası görülmektedir.1970’lerden bu yana kızamık aşısı var olmasına rağmen istenilen düzeyde aşılama oranlarına ulaşılamadığı için kızamık önemli bir sağlık sorunu olarak kalmıştır.Kızamık çok küçük bebeklerde ve okul öncesi çocuklarda görüldüğü gibi, okul çağındaki çocuklarda da sık görülmektedir. Ülkemizdeki kızamık vakalarının büyük çoğunluğu 15 yaşından küçük çocuklardır.Erişkin vakaları nispeten azdır.
 
KIZAMIK AŞISI NASIL BİR AŞIDIR?
 
Kızamık aşısının içinde gücü azaltılmış kızamık mikrobu vardır. Hastalığa neden olmaz.Aşı virüsü,bağışıklık sistemini vahşi virüsle karşılaştığında tanıyıp yok etmesi için hazırlar.Kızamık aşısı, hastalıkları önlemede kullanılan halk sağlığı araçları içinde en etkin ve en güvenli olanlardan birisidir.
 
KIZAMIK AŞISINDAN SONRA EN SIK GÖRÜLEN YAN ETKİ NEDİR?
 
Zayıflatılmış aşı mikrobu bazen kızamığa benzer belirtilere yol açabilir,ancak bu belirtiler hafiftir ve kısa sürer. Kızamık aşısı olan her 100 kişiden 5 ile 10’unda aşılamadan 1 hafta sonra, ateş ve hafif döküntü görülebilir.1–2 gün sonra geçer, bu dönemde çocuğa parasetamol içeren ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar verilebilir.Aşı uygulanan yerde kızarıklık, hassasiyet, ağrı olabilir.Bu durumda enjeksiyon yerine soğuk uygulanabilir,parasetamol içeren ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar verilebilir.

Tetanoz nedir?

Kazıklı humma, çene kilitlenmesi olarak da bilinen tetanoz hastalığının nedeni toprak, toz, hayvan atıkları ve kirli araç-gereçlerin yüzeylerinde bulunan Clostridium Tetani bakterisidir. Tetanoz mikrobu kirli yara, temiz koşullarda yapılmayan doğumlar ve uygun kesilip bakımı yapılmayan göbek kordonu gibi ortamlarda çoğalarak hastalığa neden olur.

Tetanozun ilk belirtisi çene kaslarında kasılmalardır. Bu belirtiyi, boyun kaslarında kasılma, yutma güçlüğü, karın kaslarında kasılma, kas spazmları, terleme, ateş ve havale izler.
Yenidoğan Tetanozuna yakalanan bebekler normal doğarlar, ancak doğumdan sonraki 3–28 gün arasında emmeyi bırakırlar. Kaslarında kasılmalar ortaya çıktığında vücutları kaskatı, gergin bir hal alır.
Anne Tetanozu ise gebelik, doğum sırasında veya lohusalık döneminde annede; tetanoz belirtilerinin görülmesidir.

Tetanoza nasıl yakalanılır?

Yenidoğanlar; temiz şartlarda yapılmayan doğumları takiben göbek kordonunun bakımının uygun yapılmaması veya üzerinin temiz olmayan maddelerle kapatılmasıyla tetanoza yakalanabilirler.
Anneler ise, kesici-delici yaralanmalar, düşükler ve doğumlar sırasında kullanılan aletlerin kirli olması sonucunda tetanoza yakalanabilirler.

Enfeksiyon etkeni ile karşılaştıktan sonra belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre genellikle 3–10 gün arasındadır. Bu süre 3 haftaya kadar uzayabilir.

Tetanoz önemli bir hastalık mıdır?

Evet. tetanoz hastalığı tedavi edilmez ise çoğunlukla ölüm ile sonuçlanan bir hastalıktır. Tetanoz vakalarının %70-100’ü ölümle sonuçlanır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl dünyada 450,000 bebek, yaşamlarının ilk ayı içinde yenidoğan tetanozuna ve 40,000 anne de anne tetanozuna bağlı olarak ölmektedir.

Neden aşı gereklidir?

Hastalığa karşı korunmanın tek yolu tetanoz (Td) aşısıdır.
Hastalığın geçirilmesi bağışıklık sağlamaz. Bir kişinin tetanoza karşı bağışık hale gelmesi için en az 3 doz tetanoz aşısı (Td) ile aşılanması gerekmektedir.

En çok kimler risk altındadır?

Yaralanma veya cilt bütünlüğü bozulan her birey aşısız olduğu sürece risk altındadır.
Daha önce aşılanarak bağışıklık oluşturulmuş olsa dahi son aşı dozundan sonra 10 yıldan daha uzun bir süre geçmiş olması risk altında olmak anlamındadır.
Anne adayları ve dolayısı ile bebekler de doğum esnasında mikroplarla karşılaşabileceğinden risk grubundadırlar.

Yenidoğanlar

Evde sağlık personeli yardımı olmadan yapılan doğumlar

Göbeğin kirli aletlerle kesilmesi (jilet, makas)

Hastanede doğum olsa dahi göbek kordonu bakımının temiz yapılmaması

Toprağa yatırma gibi yanlış alışkanlıklar gibi nedenlerle risk altındadırlar.

Anneler

Gebelikleri sırasında sağlık kontrolüne gitmemeleri

Kesici-delici alet yaralanmalarına maruz kalmaları

Doğumun sağlıklı koşullarda ve temiz ortamda yapılmaması

Lohusalık döneminde kirli yara bakımı gibi nedenlerle risk altındadırlar.

Tetanoz aşısı nasıl uygulanır?

Aşılama koldan enjeksiyon yolu ile yapılır. Ülkemizde yürütülmekte olan programa göre anne adayları doğum öncesi bakım esnasındaki kontrollerde en az iki doz tetanoz aşısı almaktadırlar. Tek doz aşının hiçbir koruyuculuğu yoktur, ikinci ve üçüncü doz ile bağışıklık sağlanıp pekiştirilir. Doğurganlık çağı boyunca tetanoza karşı bağışıklığın sağlanması için tetanoz aşılama takvimine uygun olarak toplam 5 doz tetanoz aşısı uygulanmaktadır.


Copyright © 2008 Telif Hakları T.C. Yalova İl Sağlık Müdürlüğü' ne  Aittir.
Bilgi İşlem & Basın Yayın
İsmetpaşa Mah Aziz Sk. No:11 YALOVA | Tel : 0 226 814 31 18 |
Fax : 0 226 813 59 54